ABD Kongresi üyelerine yönelik gerçekleştirilen yeni bir girişim, savunma sanayii ve ikili ilişkiler gündemindeki yerini koruyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde faaliyet gösteren yedi önemli Türk-Amerikan kuruluşu, 50’den fazla Kongre üyesine resmi bir mektup ileterek Türkiye’ye yönelik F-35 savaş uçağı satışının desteklenmesini ve CAATSA yaptırımlarının kaldırılmasını talep etti. Temmuz ayında iletilen bu stratejik mektup, Türkiye’nin NATO ittifakı içindeki vazgeçilmez konumunu ve bölgesel güvenliğe sağladığı katkıları bir kez daha Washington’ın gündemine taşıdı.
Türk-Amerikan Kuruluşlarından Ortak Stratejik Girişim
Türk Amerikan Dernekleri Asamblesi, Türk Amerikan Koalisyonu, Türk Amerikan Dernekleri Federasyonu, Türk Amerikan Ulusal Yönlendirme Komitesi, MÜSİAD USA, Güney Türk Amerikan Ticaret Odası ve ASKON USA gibi önde gelen kuruluşların imzasını taşıyan mektupta, iki ülke arasındaki ilişkilerin derin köklerine vurgu yapıldı. Mektupta yer alan ifadelerde, Türkiye Cumhuriyeti'nin yaklaşık 75 yıldır NATO müttefiki ve ön cephede yer alan kritik bir güvenlik ortağı olduğuna dikkat çekildi. Ankara'nın ABD savunma sistemlerine erişimini sürdürmesinin, Washington'ın temel stratejik çıkarlarına doğrudan hizmet ettiği savunuldu.
NATO Bütünlüğü ve Türkiye'nin Jeopolitik Konumu
Mektubun en dikkat çekici bölümlerinden biri, Türkiye'nin NATO'nun güneydoğu kanadındaki caydırıcılığına yapılan vurgu oldu. İstanbul ve Çanakkale boğazlarını kontrol eden, İncirlik Üssü başta olmak üzere kritik askeri altyapılara ev sahipliği yapan Türkiye'nin, transatlantik güvenlik mimarisi için hayati önem taşıdığı belirtildi. Kongre üyelerine yapılan çağrıda, F-35 satışının onaylanmasının yalnızca ikili ticarete değil, aynı zamanda NATO'nun bütünlüğüne ve bölgesel istikrara yapılmış stratejik bir yatırım olduğunun altı çizildi.
Alternatif Tedarikçiler ve Savunma Sanayii Dengeleri
Kuruluşlar, Avrupa genelinde savunma harcamalarının tırmandığı ve Türk savunma sanayiinin yerli projelerle gücünü artırdığı bu dönemde, F-35 programına geri dönüşün kaçınılmaz bir ihtiyaç haline geldiğini belirtti. Satışın gerçekleşmesi durumunda Türkiye’nin ABD ve müttefikleriyle olan askeri entegrasyonunu koruyacağı, aksi senaryoda ise Ankara'nın alternatif tedarikçi arayışlarına yönelmesinin önlenebileceği ifade edildi. Ayrıca Türkiye'nin Rusya-Ukrayna savaşındaki arabuluculuk çabaları, Suriye'deki istikrar faaliyetleri ve Ermenistan ile yürütülen normalleşme süreçleri de hatırlatıldı.
Geçmişten Günümüze F-35 Süreci ve S-400 Düğümü
Türkiye, ortak üreticisi olduğu F-35 Lightning II programı kapsamında ilk aşamada 30, toplamda ise 100 adet F-35A savaş uçağı tedarik etmeyi planlıyordu. Hatta Türk Hava Kuvvetleri için üretilen ilk uçaklar 2018 yılında teslim edilmiş, pilot eğitimleri ABD'de başlamıştı. Ancak Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi tedarik etmesinin ardından Washington yönetimi 2019 yılında Türkiye'yi ortaklık programından resmi olarak çıkarmıştı. Son dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump arasında gerçekleşen üst düzey temaslarda, CAATSA ambargolarının kaldırılması ve F-35 tedarik sürecinin yeniden değerlendirilmesi konuları liderlerin masasına gelmişti. Türk-Amerikan sivil toplum kuruluşlarının bu mektubu, siyasi iradenin yanı sıra lobicilik faaliyetleri açısından da sürecin yakından takip edildiğini gösteriyor.
Bu haber, Ajans Savunma editoryal standartları çerçevesinde Yapay Zeka destekli algoritmalar tarafından orijinal kaynaktaki teknik verilere sadık kalınarak yeniden derlenmiştir. Orijinal Kaynak: SavunmaSanayiST
Comments (0)
No comments yet. Be the first to comment!
Leave a Comment